Ingilizce Günün kelimesi
Tüm önceki kelimeler — 185 kelime
| Tarih | Kelime | Tür | Anlam |
|---|---|---|---|
| 2026-05-27 | decide | verb | karar vermek; bir seçenek/sorun arasında tercihte bulunmak ve bir sonuca varmak |
| 2026-05-26 | manage | verb | başarmak; bir işi, durumu veya insanları idare etmek, yönetmek |
| 2026-05-25 | include | verb | Bir şeyin parçası olarak eklemek; içermek, dahil etmek. |
| 2026-05-24 | suggest | verb | Bir fikir, teklif veya tavsiye sunmak; bir şeyi yapmayı önermek. |
| 2026-05-23 | improve | verb | geliştirmek; bir şeyi daha iyi hale getirmek veya performansını, kalitesini artırmak |
| 2026-05-22 | arrange | verb | düzenlemek, ayarlamak; bir etkinliği, randevuyu veya eşyayı belirli bir şekilde hazırlamak veya yerleştirmek |
| 2026-05-21 | reserve | verb | Önceden ayırtmak; bir masa, bilet, oda veya benzeri bir şeyi belirli bir kişi veya zaman için ayırıp saklamak. |
| 2026-05-20 | cancel | verb | İptal etmek; daha önce planlanmış bir etkinliği, randevuyu, rezervasyonu veya işlemi geçersiz kılmak veya sonlandırmak. |
| 2026-05-19 | attend | verb | Bir etkinliğe, toplantıya veya derse katılmak; ayrıca 'attend to' şeklinde bir şeye/kişiye ilgilenmek, bakım yapmak anlamında kullanılır. |
| 2026-05-18 | schedule | verb | Belirli bir etkinliği veya işi bir zamana göre planlamak; (randevu, toplantı, uçuş vb.) zamanlamak. |
| 2026-05-17 | organize | verb | Düzenlemek; bir şeyi planlı, sistemli ve düzenli hale getirmek. Etkinlikleri, işleri veya nesneleri belirli bir düzene koymak. |
| 2026-05-16 | reduce | verb | miktarı, derecesi veya yoğunluğu azaltmak; eksiltmek |
| 2026-05-15 | remind | verb | hatırlatmak; birinin bir şeyi unutmamasını sağlamak ya da bir şeyi anımsatmak |
| 2026-05-14 | notice | verb, noun | Bir şeyi fark etmek, gözüne çarpmak; (isim) duyuru veya bildirim, uyarı |
| 2026-05-13 | delay | verb (also noun) | geciktirmek; bir şeyin olması gereken zamanda gerçekleşmemesini sağlamak veya bir olayın daha sonra olmasına neden olmak |
| 2026-05-12 | avoid | verb | kaçınmak, sakınmak; istenmeyen bir durumdan veya davranıştan uzak durmak |
| 2026-05-11 | require | verb | bir şeyin olması için gerekli olmak; zorunlu kılmak |
| 2026-05-10 | enjoy | verb | zevk almak; hoşlanmak; tadını çıkarmak |
| 2026-05-09 | confirm | verb | doğrulamak; bir bilginin, randevunun veya düzenlemenin doğru ve kesin olduğunu onaylamak |
| 2026-05-08 | access | verb (also noun) | bir şeye ulaşma veya kullanma imkânı; bir şeye erişmek |